Okul şiddetini önlemede ailelerin, eğitimcilerin ve okul yönetimlerinin ortak sorumluluğu

Çerkezköy Psikolog- Uzman Klinik Psikolog Tansu Yılmaz

Okulda yaşanan her şiddet olayını akran zorbalığıyla açıklamak doğru değildir. Ancak zorbalığın erken fark edilmemesi, küçümsenmesi ya da etkili biçimde ele alınmaması, çocuğun yaşadığı zararın sürmesine ve okul ortamındaki güvensizlik duygusunun güçlenmesine yol açabilir. Bu nedenle akran zorbalığını okul şiddetinin tek nedeni olarak değil, önlenmesi gereken önemli risk alanlarından biri olarak değerlendirmek daha sağlıklı bir çerçeve sunar.

Zorbalık, sıradan bir anlaşmazlıktan farklıdır

Her akran tartışması zorbalık değildir. Millî Eğitim Bakanlığının rehber kitapçığında akran zorbalığı; daha güçlü konumdaki bir veya birkaç öğrencinin başka bir öğrenciye zarar verme amacı taşıyan tekrarlayıcı davranışları olarak tanımlanır. Güç dengesizliği, tekrar ve zarar verme davranışı, yaşananı tek seferlik bir anlaşmazlıktan ayırmaya yardımcı olur.

Zorbalık fiziksel davranışlarla sınırlı değildir. Alay etme, tehdit, dışlama, dedikodu yayma, küçük düşürme ve çevrim içi ortamlarda hedef gösterme de çocuğa zarar verebilir. Özellikle ilişkisel ve sözel davranışlar yetişkinlerin gözünden kaçabilir. “Şakalaşıyorlar”, “kendi aralarında hallederler” ya da “çocuklar arasında olur” diye geçiştirmek, çocuğun yardım istemesini zorlaştırabilir.

Ciddiye alınmayan bildirimler neye yol açabilir?

Çocuk yaşadıklarını anlattığında dinlenmediğini veya kendisine inanılmadığını hissederse, sonraki olayları paylaşmaktan vazgeçebilir. Zorbalık devam ettikçe okulda güvende hissetme, arkadaş ilişkileri ve öğrenmeye katılım etkilenebilir. UNESCO, zorbalığın öğrencilerin okula aidiyetini ve eğitimle bağını zedeleyebildiğini; etkili mücadelenin kapsamlı bir yaklaşım gerektirdiğini vurguluyor.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, zorbalığın her zaman daha ağır bir şiddet olayına dönüşeceğini ileri sürmemektir. Böyle bir sonuç kaçınılmaz değildir ve tek bir nedene bağlanamaz. Okul şiddeti, bireysel ve ilişkisel etkenlerin yanı sıra okul çevresi ve daha geniş toplumsal koşullarla da bağlantılı olabilir. UNESCO, zorbalığın yalıtılmış biçimde gelişmediğini ve farklı etkenlerin birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor. Bu nedenle zorbalık bildirimlerini erken ve dikkatli ele almak, okulda güvenliği güçlendiren önleyici adımlardan biridir.

Sorumluluk tek bir kişide değil, ortak çalışmada

Zorbalığın önlenmesi yalnızca çocuğa “kendini savunmasını” söylemekle ya da olaydan sonra yaptırım uygulamakla sınırlı kalamaz. MEB’in rehber kitapçığı; okulun, öğrencilerin ve ailelerin birlikte yer aldığı bütüncül bir yaklaşımın önemini vurguluyor. WHO da okul temelli önleme çalışmalarının okulun rutinlerine, çocuklarla ve ailelerle kurduğu ilişkilere yerleşmesini öneriyor.

Ebeveynler çocuklarını yargılamadan dinleyebilir, yaşananları küçümsemeden not edebilir ve okulla iş birliği kurabilir. Eğitimciler sınıf ve ortak alanlardaki davranış örüntülerini izleyebilir, öğrencilere güvenle başvurabilecekleri yetişkinleri gösterebilir. Okul yönetimi ise her bildirimi tutarlı bir süreçle ele alabilir; güvenliği değerlendirebilir, ilgili kişilerle ayrı ayrı görüşebilir, gerekli destek ve önlemleri planlayıp takip edebilir. Bu süreçte gizliliğin ve çocukların onurunun korunması önemlidir.

Bir bildirim geldiğinde nasıl yaklaşılabilir?

Önce çocuğu sakin ve özel bir ortamda dinleyin. “Bunu anlattığın için teşekkür ederim” ve “Güvende olman için birlikte ne yapabileceğimizi değerlendireceğiz” gibi cümlelerle destek verin. Ne yaşandığını, ne zamandır sürdüğünü, nerede gerçekleştiğini ve çocuğun şu anda kendini güvende hissedip hissetmediğini anlamaya çalışın. Çocuğu suçlamayın; hemen yüzleştirme veya herkesin önünde konuşma yoluna gitmeyin.

Ardından okulun ilgili birimleriyle iletişim kurun ve somut bir takip planı isteyin: Kim çocukla ilgilenecek? Güvenliği nasıl sağlanacak? Hangi tarihte yeniden değerlendirme yapılacak? Zorbalık davranışı gösteren çocukla da davranışın etkisini anlamaya ve sorumluluk geliştirmeye yönelik destekleyici bir çalışma yürütülmesi gerekir. Koruyucu önlemler, yaşanan zararı ve tekrar riskini ele almadan yalnızca “barışma” ya da özür dileme beklentisine indirgenmemelidir.

Daha güvenli bir okul iklimi mümkün

Zorbalığı önlemek, yalnızca olay olduğunda müdahale etmek değil; öğrencilerin birbirine saygı gösterdiği, farklılıkların kabul edildiği ve yardım istemenin güvenli olduğu bir okul kültürü oluşturmaktır. Bunun için çocukların sesini duymak, yetişkinlerin sorumluluk alması ve okul-aile iş birliğini sürdürmesi gerekir.

Bir çocuğun yaşadığını ciddiye almak, paniğe kapılmak anlamına gelmez. Olayı dikkatle değerlendirmek, güvenliği sağlamak ve süreci takip etmek anlamına gelir. Zorbalığı görünür kılıp zamanında ele almak, çocukların kendilerini daha güvende hissedebilecekleri bir okul ortamı kurmanın ortak sorumluluğudur.

Akran zorbalığı sürecinde çocuğunuzun ihtiyaçlarını değerlendirmek ve destek seçeneklerini konuşmak için Uzman Klinik Psikolog Tansu Yılmaz’dan profesyonel destek alabilirsiniz.